Bilim & Teknoloji

Dijital Dönüşüm ve Endüstri 4.0

Dijital dönüşüm kavramı günümüzde çok popüler ve de yaygın olarak konuşulan konulardan bir tanesi. Dijital dönüşüme ayak uydurma konusunda bir strateji çizme ve yol alma konusunda şirketler ise birbirleriyle adeta yarış halindeler. Her geçen gün yeni iş senaryoları, teknoloji sayesinde verimliliğin artması, maliyetlerin düşmesi gibi hikayeler duyuyoruz. 

Peki nedir bu Dijital Dönüşüm? Bir dönüşümün içinde olmak zorunda mıyız? Acaba Dijital Dönüşüm ve çok yakından ilişkili “Büyük Veri”, “Yapay Zeka”, “Makina Öğrenmesi” gibi terimleri kullanırken hepimiz aynı kavramlardan mı bahsediyoruz yoksa farklı noktaları kastediyor da olabilir miyiz? 

Yazımda çok kısa olarak size bunlardan bahsetmeye çalışacağım.

Öncelikle tanımdan başlayalım. Wikipedia’ya göre Dijital Dönüşüm; var olan problemleri çözmek için yeni, büyük bir hızda ve sürekli değişen ve gelişen dijital teknolojiyi kullanmaktır. Yani yapmakta olduğunuz bir iş modeli ve burada karşılaştığınız bir probleme ilişkin bulduğunuz bir çözüm var ve aniden bu çözümü teknolojiyi kullanarak başka bir metodla yapmaya başlıyorsunuz. Burada küçük bir örnek vermek anlamayı biraz daha kolaylaştıracaktır;

Müşterilerinize doğru ürün teslimatı yapmak için kontrol noktasında ürünleri gözle kontrol etmek için  varolan ve insan içeren bir prosesi yapay zeka ve görüntü işleme teknolojileri ile kameralardan alınan görüntülerle yapmaya başlamak. Manuel bir prosesin otomatize bir prosesle değiştirilmesi ve çok daha karmaşık işler yapabilme kapasitesine sahip insan zekasını hak ettiği karmaşıklıktaki problemleri çözebileceği başka alanlarda kullanmak. 

Bir marketteki kasalardaki ürün miktarını yapay zeka sistemleri ile tahmin edebilmek.

Peki neden daha önce yapılamıyordu bu gibi çözümler ve ne değişti de artık yapılabilir hale geldi? İşte bu noktada biraz geçmişe dönüp endüstri devrimlerine bakmamız gerekir:

Endüstri 1.0 – 1760’da başlayıp 1820–1840 yılları arasında bir zamanda bittiği öngörülür. Üretim proseslerinin elle üretimden makinalarla üretime geçilmesi ana sebeptir. Buhar ve su enerjisinin üretimde kullanılması en çarpıcı örneklerden sayılabilir. 

Endüstri 2.0 – 1870-1914 yılları arasında gerçekleştiği öngörülür. Üretim hatlarının oluşturulması ve elektriğin de kullanımıyla seri üretime geçiş, telgraf ve demiryollarının yaygınlaşması önemli örneklerden sayılabilir. 

Endüstri 3.0 – 1970’lerde başladığı öngörülür. Üretim süreçlerinin dijitalleşmesi ve otomasyon sistemlerinin kullanılmaya başlanması, internetin devreye girmesi önemli örneklerdir. 

endüstri 4.0

Endüstri 4.0 – Şu anda bu yazının da konusunu oluşturan Dijital Dönüşüm devrimidir.  Mobil cihazlar, Nesnelerin İnterneti, Sensörler, Bulut Bilişim, Büyük Veri Analitiği önemli kavramlardır. Bu kavramlardan kısaca bahsedersek Dijital Dönüşümü de daha iyi anlayabiliriz;

Veri Analitiği kullanımının artması ve hatta bazı şirketlerin stratejilerinin merkezine veri teknolojilerini koyması önemli noktalardan birisidir.

Veri Analitiği aslında mevcut olan belli bir veri havuzunu çeşitli modeler kurarak anlamaya ve anlamlandırmaya çalışmak şeklinde özetlenebilir. Burada geçmişte ne olduğuna ilişkin görsel olarak da cevaplar alabileceğiniz gibi geleceğe yönelik tahminlerde de bulunabilirsiniz. Hatta tahminlerinize bağlı ilişkilendirilmiş aksiyonlar da tanımlayabilirsiniz. Bu tahminlerin gerçekleşme yüzdesi ne kadar çok veri ile çalışır ve ne kadar efektif modeller geliştirebilirseniz o kadar çok olacaktır. Çok basit bir örnekle belli bir ürünü alan bir müşterinin bundan sonra ne alacağının tahmini gibi. Bu noktada o müşteri ile ilgili elinizde ne kadar çok veri varsa bir sonraki aksiyonunu o kadar doğru tahmin yapabilirsiniz.

Günümüzde bu veriyi bulma konusunda bir sıkıntımız kalmamış durumda. Sadece iş hayatımızda kulandığımız uygulamalara ilişkin verilerin yanında artık sosyal medya, internet ve nesnelerin internet gibi kaynaklar sayesinde sınırsız veri kaynağına sahibiz. IDC 2025 yılında dünyadaki toplam veri büyüklüğünün 175 ZB olacağını öngörüyor. 1 Zettabyte yaklaşık 1 milyar Terabyte’a denk gelmekte. Büyüklük biraz daha açıkça görülmekte ki verinin büyüklüğü artık bir kısıt olmaktan çıkmış durumda. Ancak bu başka bir soruna yol açmakta. Bu kadar büyüklükteki bir veriyi nasıl işleyeceğiz? 

Veri işleme teknolojilerinin gelişmesi ve bunun yanında bunlara erişebilme buradaki iki kısıttır. Bunlara olan kısıtlar da engel olmaktan çıkmış durumda. Ünlü Japon asıllı Amerikalı fizikçi Michio Kaku’nun dediği gibi şu anda cebimizdeki cep telefonu bile 1969 yılında aya iki astronot gönderen NASA’nın sahip olduğundan daha fazla işlemci gücünü barındırıyor. Tabii ki karmaşık veri problemleri cep telefonlarındakinden çok daha fazla işlemci gücü gerektirmekte. Burada da yardıma bulut bilişim gelmekte. 

Bulut bilişim tanım itibariyle bilgi işlem hizmetlerinin (sunucu, depolama, veritabanı, ağ, yazılım, analiz ve makina zekası dahil) internet üzerinden sağlanması anlamına gelmekte. Yani ihtiyacınız olan kaynağı ihtiyacınız olan zamanda ihtiyacınız kadar kullanabilme özgürlüğü. Bu teknolojik olarak karmaşık problemleri çözebilmek için gereken büyük donanım, yazılım, bakım, devreye alma yatırımlarından şirketleri kurtarmakta ve daha önceden üzerine yüksek maliyetler nedeniyle düşülmeyen karmaşık problemler üzerinde çalışmaya artık olanak sağlamaktadır. Bu karmaşık problemler ne olabilir birkaç örnek;

Üretim Sektörü: Üretim makinalarından ve bantlarından alınan verilerin düzenli olarak analiz edilmesi ve izlenmesiyle olası arıza durumlarının olmadan tespiti

Tüketici Ürünleri Sektörü: Stok optimizasyonu – hangi üründen, hangi satış noktasında ne kadar bulundurmalı?

Perakende Sektörü: Müşterinin aldığı ürüne bağlı olarak bir sonraki alım tahmini ile proaktif ürün önerileri ve kişiselleştirme

Finans ve Bankacılık: Yapılan bir işlemin sahtekarcılık barındırıp barındırmama olasılığı

Lojistik Sektörü: Rota Optimizasyonu, Yakıt Optimizasyonu, örnekler çoğaltılabilir. 

Şimdi sıra büyük soruda;

Dijital dönüşümün içerisinde yer almak için bir an önce bir strateji oluşturmalı mıyız veya beklemeli miyiz? 

Değişimin hayatın değişmez bir parçası olduğu gerçeği ve günümüzde teknolojinin geldiği yer itibariyle bu soru aslında rekabetçi olup olmamanın da ötesine geçerek ticari hayatıma devam etmek istiyor muyum sorusu ile eşdeğerde bir soru haline gelmiş durumda. 

Son olarak Dijital Dönüşüm sadece teknoloji, yeni ürünler, veri analitiği, tahminler oluşturma veya yapay zeka değildir. Kurum kültürü ve kültürü oluşturan insan faktörü tüm bunların merkezinde yer alır. Değişim ve dönüşüm önce insanla ve insanın kafasında başlamakta.  

Herkese sağlıklı günler dilerim.

DENİZ ÖNAY
Microsoft’ta Çözüm Satış Uzmanı
[email protected]

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu
Kapalı