Kültür

Edebiyatımızın Usta Çınarına Veda: Adalet Ağaoğlu

Adalet Ağaoğlu’nun 91 yıllık hayat yolculuğu 14 Temmuz 2020 tarihinde ardında unutulmaz eserlerini, hafızalara kazınmış cümlelerini bırakarak son bulmuştur. İç monologları, ince alayı, açık dili, akıcılığı, sıra dışı anlatımı, yüreklere dokunmuş cümleleri ile “Bu dünyadan Adalet Ağaoğlu geçti.” dememizin en büyük nedenidir. 

Türk edebiyatının önemli meşalesi, usta çınarımız; Türkiye’nin her devrine tanıklık etmekle beraber, güçlü kalemi ile bunlara kitaplarında yer vererek gelecek nesillere aktarılmasını sağlamıştır. 

Adalet Ağaoğlu, romancılığında kendisini “Tek anlatıcıya son vermek; an’ların anlatıcısı olmak, yer zaman öğelerine değişiklik getirmek” olarak tanımlamış, diğer romancılardan farkını ortaya koymuştur. Akıcı dili, ustaca kullanılmış geriye dönüş teknikleriyle okuru fazla sıkmayan, kendisini kurguya odaklayan anlatımıyla romanları üzerinde durmuştur. Sadece roman değil hikâye, deneme, oyun, anı türünde de eserleri vardır. Eserlerinde toplumsal baskı, kadın erkek ilişkileri, kadının rolü ve kimliği, sosyal ve siyasi alanlar, aydın kesim ve aydın kesimin sorumluluğu ele aldığı ana konulardır. 

Tiyatro eleştirileri ile edebiyatımıza adım atan usta yazar, sonralarında şiirlerini yayımlamaya başlamıştır. TRT’nin Ankara Radyosu’nda görev alan Ağaoğlu, başladığı ilk yıllarında “Aşk Şarkısı” adlı ilk radyo oyununu yazmış, buradan istifa edene kadarki süreçte birçok görev ifa etmiştir.

Ankara’nın ilk özel tiyatrosu olan Meydan Sahnesi’ni Kartal Tibet, Üner İlsever, Çetin Köroğlu ve Nur Sabuncu ile birlikte kurmuştur. Hatta Sevim Uzungören ile birlikte yazdığı tiyatro oyunları, kurucusu olduğu Meydan Sahne’de sahnelenmiştir. 

“Ölmeye yatıyorum, eğer bir sonsuzluk varsa; sonsuzluk olmak istiyorum.” dediği ilk romanı olan “Ölmeye Yatmak” yazıldığı andan itibaren büyük ses getirmiştir. Bir köy okulu öğrencilerine neler olduğunu anlatır.

“Bir gün öğretmen de ölür. Ama ardından binlerce ve binlerce kişide yaşar o.”

Ölmeye Yatmak  aslında Dar zaman adlı kitap üçlemesinin ilki. İkinci kitabı: Bir Düğün Gecesi. Üçüncü kitabı ise: Hayır’dır. Okuyanlara Cumhuriyet döneminin kokusunu buram buram aktaran kitaplar, verdiği mesajlarla, içsel monologlarla oldukça dikkat çekmiştir.  Birbiriyle bağlantılı olan kitapları sırayla okumanız ise naçizane önerimdir.

Müzeyyen Senar’ın sesiyle okuyacağınız: Fikrimin İnce Gülü kitabı ise yer verdiği düşünceler sebebi ile 4. Basımında toplatıldı ve Ağaoğlu iki yıllık bir dava süreci sonunda aklanmıştır.

“Allah bilir sen, aşkın insan yüreğine kendiliğinden girerek kendiliğinden çıkıp gidecek bir şey olduğunu düşünürsün en çok. Bir de sevdalanmaktan utanırsın, bunu kim öğrettiyse!.. Utanılacak olan sevdalanmak değil be oğlum. Utanılacak olan, her şey için savaşan birinin, söz sevdaya geldi mi, orda savaşmaya yan çizmesi.” 

Diyerek aslında bizlere de söylenecek çok söz bırakmamıştır.

Sen Türkiye’nin En Güzel Kazasısın

Can Yücel, Adalet Ağaoğlu için “Sen Türkiye’nin en güzel kazasısın” sözünü söylemiştir ve Feridun Andaç bu sözleri, Adalet Ağaoğlu ile yaptığı söyleşi tarzındaki kitabın adına vererek kalıcı hale getirmiştir. Ve adını bu sözden alan kitap 2006 yılında basılmıştır.

Trafik Kazası Sonucu İki Yıl Hastanede Kaldı

“Türkiye’nin en güzel kazası” 1996 yılında geçirdiği trafik kazası sonucunda Sarıyer’de yürüyüş yaparken bir otomobilin çarpmasıyla Boğaz’a düşen Ağaoğlu’nda kırıklar oluşmuş, yazar beyin kanaması geçirmiştir. İki yıl hastanede kalmıştır. 

Boğaziçi Üniversitesi’nin Fahri Doktorası Sahibi

Yazar, Boğaziçi Üniversitesi’ne verdiği desteklerle, öğrencilerine verdiği burslarla, bağışladığı kişisel arşivi ile yaptığı tüm çalışmaları sayesinde Fahri Doktora sahibi olmuştur. Yazarın üniversiteye bağışlanan kişisel arşivi, Boğaziçi Üniversitesi Kütüphanesi’nde yazarın kontrolünde tasarlanan bir odada muhafaza edilmektedir. Bu odada yazarın masası, daktilosu, ödülleri, plakları gibi özel eşyalarının yanı sıra yazarın eşi ve arkadaşları ile yazışmaları dosyalanmış bir şekilde durmaktadır. 

Okurdan Adalet Ağaoğlu’na…

Eleştirmen Semih Gümüş:

“O’nun kitaplarında gereksiz, anlamsız, kıymetsiz tek bir kelime bulamazsınız”

Tiyatro sanatçısı Yıldız Kenter:

“Adalet Ağaoğlu’nu durmadan okurum. Yeni yeni şeyler keşfederim onda.”

Tarihçi yazar İlber Ortaylı:

“Muasır yazarlar içinde uzun bir ömrü oldu ve hep yazdı, hep tartıştı. Türk edebiyatından bir Adalet Ağaoğlu geçti. Eserlerinin unutulacağını zannetmiyorum.” 

İfadelerini kullanmışlardır. 

Adalet Ağaoğlu’ndan Okura…

“Okuruma çok şey borçluyum, onların sayesinde var oldum: Arkam yok benim, hiçbir zaman olmadı. Çetem yok, cemaatim yok, dinim yok, şuyum yok, buyum yok… Fakat okurum sahip çıktığı için varım. Onlara vefalı davranabildiysem ne mutlu olacağım, davranamadıysam özür diliyorum.”

“Ölüm bazen o denli çabuk gelmiyor. Ölümle savaşmak gerekiyor”

Ölümle savaşan, Türk Edebiyatı’na katkıları asla unutulmayacak, eserleri geleceğe aktarılacak, yarattığı ulu çınarın gölgesinde mutlaka sözleri hatırlanacak usta yazar Adalet Ağaoğlu’nu saygı ve minnetle anıyorum. Bu dünyadan Adalet Ağaoğlu geçti… 

Burcu Koçak

Başa dön tuşu
Kapalı