Kültür

Erenköyü’nde Bahar Şiirinin Altında: Yahya Kemal Beyatlı

ERENKÖYÜ’NDE BAHAR

Cânan aramızda bir adındı,
Şîrin gibi hüsn ü âna unvan,
Bir sahile hem şerefti hem şan,
Çok kerre hayâlimizde cânan
Bir şi’ri hatırlatan kadındı.

Doğmuştu içimde tâ derinden
Yıldızları mâvi bir semânın;
Hazzıyla harâb idim edânın,
Hâlâ mütehayyilim sadânın
Gönlümde kalan akislerinden.

Mevsim iyi, kâinât iyiydi;
Yıldızlar o yanda, biz bu yanda,
Hulyâ gibi hoş geçen zamanda
Sandım ki güzelliğin cihanda
Bir saltanatın güzelliğiydi.

İstanbul’un öyledir bahârı;
Bir aşk oluverdi âşinâlık…
Aylarca hayâl içinde kaldık;
Zannımca Erenköyü’nde artık
Görmez felek öyle bir bahârı.

Yukarıdaki şiirden hareketle ilk olarak Yahya Kemal’in şiir estetiğini inceleyecek olursak göze çarpan ‘’Sandım ki güzelliğin cihanda bir saltanatın güzelliğiydi.’’ dizeleri oluyor. Bu dizeden de hareketle görüyoruz ki Yahya Kemal’ in şiir estetiğinin kilit kelimesi ‘saltanat’ tır.

İlk beş mısrada gördüğümüz cânan, şairin birçok şiirinde varlığından ve yaşamışlığından emin olunamayan, idealize edilen bir sevgili olabilirdi ancak şair, cânanı ete kemiğe büründürüyor, onun gerçekte var oluşu ve yaşadığı yerle ilgili ipuçları veriyor. İkinci beşlikte şair, sevgilinin hayalini kurduğu sesinin gönlünde bıraktığı akislerden ve duyduğu hazdan bahsediyor. Şairin burada bahsettiği ‘Yıldızları mavi bir sema’ dizesini, sevgilinin mavi gözleri olarak yorumlayabiliriz. Şair, cânanın hayalinde bıraktığı hazlarla darmadağın ve yapayalnızdır. Şair için bulunduğu ortamın, o anın güzelliğinin cânanı sevmek için yeterli olduğunu görüyoruz. Zamanın gerçekleşmesi özlenerek zihinde kurulan ve insanı oyalayıp avutan hoş bir hayal olarak geçtiğini söylüyor ancak hülya ve saltanat kelimeleri ne yazık ki gelip geçiciliği; sandım ki ifadesi de aslında olmamışlığı anlatmanın yanı sıra yaşanmamışlığı da ifade ediyor.

Son beşlikte şair bizi bu daldığımız hayalden uyandırıyor.

Erenköyü‘nde bir daha böyle bir baharın görülmeyeceğini söyleyerek kaybolmuşluğu ve yapayalnız kalışını ifade ediyor ve bizi de acı bir gülümsemeyle baş başa bırakıyor.

Şair bu şiirde mevsimden mi bahsetmiş İstanbul’ dan mı söz etmiş yoksa sadece cânanını ve ona olan sevgisini mi anlatmış kesin olarak bilinmez ama sanıyorum ki hissedilen tüm bu duyguların karşılığı cânana olan hisleridir. Bahar ve Erenköy, şiirde cânanı anlamlı kılan çok güçlü imajlardır. Bahar; tazelenmeyi, canlılığı, tabiatın uyanışını ifade ediyordu. Baharla gelen bu tazelik insanın gönlünde de bir hareketlilik oluşturuyor, ruha yenilenmişlik, ferahlık katıyordu ki bu anlamıyla kalbi aşık olmak için sonuna kadar aralıyordu.

Şairin duygu ve şiir dünyasında  önemli bir yere sahip olan İstanbul’da aşkın mevsimi yani bahar ayrı bir güzeldi. Erenköy; bağları, tarihi, sokakları, köşk ve konakları ile adeta insanı büyülüyorken Yahya Kemal ‘de aşkın mevsimini (aşkı) en çok Erenköyü’ne yakıştırıyor.

Yahya Kemal’ in ‘Zannımca Erenköyü’nde artık görmez felek öyle bir bahârı.’ dizelerinde söylediği gibi Erenköy, bahar ve cânanın tekrar bir araya gelip gelemeyecekleri meçhuldür…

Yusra Nur UYSAL

Başa dön tuşu
Kapalı