Kültür

Satır Arası: Dostoyevski “Beyaz Geceler”

Dostoyevski’yi tanımak, onunla Suç ve Ceza, Karamazov Kardeşler gibi kalın kitaplardan önce tanışmak istiyorsanız işte Beyaz Geceler tam size göre!

Şimdi soruyorum size. Geçmişe bir şans daha vermek ile yoluna devam etmek arasında kalırsanız neyi seçersiniz? Aşk mı yoksa sevgi mi? Kitap tam anlamıyla bizi bu ikilemlerde bırakacak… Fakat “aşk”, hayatımızdaki en büyük ikilem değil mi zaten? Bu satırları yaşamış olma ihtimaliniz, kendinizden bir şeyler bulmanız çok yüksek. Çünkü evrensel bir yazar, evrensel duygulardan bahsediyor. Yaşamamak mümkün mü?

Beyaz Geceler kitap incelemesini okumadan önce kitabı okuyanların şimdiden “Ah Nastenka!” dediğini duyar gibiyim. Ama okumayanlar için de hemen söyleyeyim Nastenka, kahramanımızın beyaz bir gecede aşık olduğu o kadındır. Rıhtımda tek başına, gece vakti ağlayan bir kadın az rastlanıldığından kahramanımızın hemen dikkatini çeker tabi bu durum.

Kahramanımız Nastenka’yı onu takip eden korkutan birinin elinden kurtarır ve kendisini Hayalperest olarak tanıtır. Kitapta 4 gün boyunca yaşadıklarını anlatır. Kendi hayatını, yaşadıklarını, Nastenka’yı ve onun öyküsünü… Beyaz Geceler’i okurken bir film izliyor gibi hissedebilirsiniz kendinizi. Okuduğunuz satırlara arka fon müziği koymak da isteyebilirsiniz, tamamen size kalmış bir durum. Ya da aklınızdan sürekli şarkılar söylüyor olabilirsiniz. Çünkü kime sorsak o kitapta bir şarkısı olmuş! En başta dediğim gibi belki de bu satırları yaşadınız, ne dersiniz?

“Söyleyeceklerinin boşa gitmeyeceğini bile bile, neden şimdi, hemen şu anda kalbindekileri dökmez ortaya? Herkes, duygularını hemen ortaya dökerse incineceğinden korkuyormuş gibi, gerçekte olduğundan daha bir katı görünmeye çalışır?..”

Nastenka’nın kararsızlığı ve Hayalperest’in onu çok sevmesi derken başta sorduğum soruyla yüzyüze geliyorsunuz. Geçmişe bir şans vermek mi, yoksa yola devam etmek mi? Aslında bakarsanız kitapta çok soru var. Hatta “Nerede hayallerim?” diyor bazen…

Dostoyevski’nin kaleminden çıkan bu kitap oldukça akıcı olmakla beraber yazarın kendine has tarzını yine gözler önüne seriyor. Yazar kendisini bu kısa sayfalarda bile belli ediyor. Her satırında ince işçiliği görebiliyorsunuz. Ne kadar güzel cümleler kurmuş doğrusu…

“Belki de duygularımın, hayal gücümün aldanmasından başka bir şey değildi ona olan sevgim.”

Kitapta bir yandan aşk kalbimizi ve aklımızı ele geçirirken diğer yandan ise yoksulluk, hastalık, yalnızlık da etrafımızı sarmış durumda.  Ama “Bir dakika!” Yalnızca tek bir dakika mutlu olmaya yeter mi bu koskoca hayatta?

“Ama sevinç ve mutluluk ne güzel yapıyor insanı! Kalbini nasıl bir sevgiyle coşturuyor insanın!”

Üzüntüyü ve sevinci aynı anda yaşatacak bu kitabı daha okumadın mı yoksa?

“Gene soruyordum kendime: “Bu yıllar boyunca ne yaptın? Yaşamının en güzel yıllarını nerede harcadın? Yaşadın mı sen, yaşamadın mı?”

Hep yaşamak ümidiyle,
En güzel yıllarımızı harcamadan…

Burcu KOÇAK

Yazarımızın Diğer yazıları:
Satır Arası: Gogol “Palto”
Satır Arası: 1984
Satır Arası: Kırmızı Saçlı Kadın
Satır Arası: Çavdar Tarlasında Çocuklar

Başa dön tuşu